Ara
  • Suat Erus

Kolajen işe yarıyor mu?

Bu yazı https://youtu.be/Dhr0FF3y9gM adresindeki “Gençlik İksiri Kemik Suyu ve Kolajen Efsanesi” isimli videoya gelen yorumlara cevaben yazılmıştır.


Videoyu izlemeyenler veya hatırlamak isteyenler için:


Ben ne demiştim?

  1. Kemik suyunun faydalı olduğunu gösteren bilimsel çalışma hiç yok.

  2. Kemik suyu gençleştirmez.

  3. Kemik suyu antioksidan değildir.

  4. Kemik suyu soğuk algınlığına iyi gelmez.

  5. Kemik suyu; kemik, cilt ve eklemlere iyi gelmez.

  6. Bir hayvanın neresini yersek (kollajen) bizim de oramıza iyi gelmez.

  7. Kemik suyu kalsiyum kaynağı değildir.

  8. Kemik suyu bağırsak florasına iyi gelmez.

Gelen iddialar ve ilgili kaynaklar


iddia-1: Balık ve sığır kaynaklı hidrolize kollajen proteinler kemik iliği kaynaklılar gibi değil, emilimi yüksek, kemik iliği kaynaklı olan hidrolize değil ve molekül ağırlığı yüksek

iddia-2: Hidrolize kollajenler aminoasitlerine parçalanmış şekilde bulunuyor bu yüzden mide asidinden etkilenmiyor direkt bağırsakta emiliyor

iddia-3: Ağızdan alınan hidrolize kollajenler cilt ve kemiklere iyi geliyor

kaynak-1: https://peptan.com/beauty-from-within/ sayfasındaki https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26362110/ çalışma: Kırışıklığı azaltıyor, saçı güçlendiriyor, cilt nemlenmesini artırıyor. Bu yazıda bir kaç çalışma dizayn edilmiş ve ağızdan alınan kollajen peptidin plaseboya üstün olduğu gösterilmiş. Ana mesajı şu: Ağızdan kollajen peptid alırsanız, cildinizde kollajen peptid artar ve daha fazla sıvı tutar (kırışıklık azalması). Mekanizma prolin ve hidroksiprolin üzerinden açıklanıyor.

kaynak-2: https://peptan.com/joint-and-bone-health/ sayfasında 6 çalışma var. 5’i farelerde 1’i insanlarda ama makale değil, poster. Ama yine de araştırınca osteoartrit konusunda insanlarda yapılan çalışmalar var. Hepsinde çıkan sonuç şu: Ağızdan kollajen peptid alırsanız kemik ağrılarınız azalır (osteoartritte iyileşme).

iddia-4: Bilimsel araştırmalar hidrolize kollajenin kondrositler üzerindeki uyarıcı etkisi sayesinde, kollajen ve proteoglikan konsantrasyonunu arttırdığını gösteriyor.

kaynak-3: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC411359/ in vitro, insan kolajeni

kaynak-4: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/19128041/ fare derisi

kaynak-5: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/20944430/ fare

kaynak-6(benden): https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/20507402/ insan hücre kültüründe

💡 Soru: Eğer yeterince dengeli ve protein & vitamin yönünden zengin besleniyorsanız dışarıdan kollajen dahil herhangi bir takviye almanıza gerek yok. Ama bu konuda yeterli özeni gösteremiyorsanız almanızda zarar değil aksine oldukça fayda var. Ne dersiniz?

Benim yorumlarım ve cevabım


Öncelikle hidrolize kollajen veya kollajen peptid, aslında kollajen değildir. Laboratuvar ortamında aminoasitlerine ayrıştırılmış, kalsiyumdan arındırılmış ve kollajen bağları yıkılmıştır. Bu noktada evde tüketilen kemik suyu ve içindeki kollajen ile bu preparatları ayrı tutmak lazım.


iddia1 ve 2’ye yanıtım: Hidrolize kollajenlerin tencerede kaynatılan kemiklerden emilim açısından yüksek olduğu konusunda bir şüphe yok. Aminoasit formunda olduklarından midede parçalanmıyorlar, bu da kollajen olmadıklarını doğruluyor.


iddia 3’e yanıtım: Farklı klinik çalışmalarda ağızdan alınan hidrolize kollajenlerin cilde ve eklemlere iyi geldiği iddia ediliyor. Bu çalışmalarda genelde iki grup karşılaştırılmış ve bir gruba hidrolize kollajen verilirken diğer gruba plasebo verilmiş. Verilen herhangi bir maddenin vücuda etkinliğini ölçeceksek, vücutta o etkiyi sağlayacak diğer faktörlerin de denk olmasını bekleriz. Örneğin hidrolize kollajenin plaseboya göre cilt altında su tutma özelliğini daha fazla artırdığı söyleniyor. Peki bu iki grup arasında bu çalışmanın yapıldığı zaman zarfında su tüketimi ve su kaybına yol açacak durumlar (güneş vb.) açısından maruziyetleri ölçülmüş mü? Maalesef hayır. İnsan ve beslenme çalışmalarının en zayıf yönlerinden biri budur, çok fazla karıştırıcı faktör vardır ve bunları denklemek neredeyse mümkün değildir. Yine de bu çalışmalar için tüm bu faktörlerin denk olduğunu varsayalım, bu sefer de deneklerin hidrolize kollajen yani glisin, prolin, hidroksiprolin ve arginin aminoasitlerini içeren gıdaları tüketimleri konusunda bir veri de yok. Yani bu gruplardaki insanlar, hayvansal veya bitkisel bir kaynaktan bu aminoasitleri diğerlerinden daha fazla alıyor olabilir. Çalışmalardaki insan sayısı 10.000 olsaydı belki bu göz ardı edilebilirdi ama 40-50 kişilik çalışmalardan bahsediyoruz. Hepsi bir kenara hidrolize kollajenin vücutta cilt ve eklemlere iyi geldiği kanıtlansa bile, bu ancak bahsi geçen aminoasitlerin fazla alınmasıyla ilişkilendirilebilir, nitekim kaynaklardaki çalışmalar da bu mekanizma üzerinde duruyor. Videonun ana konusu olan kemik suyu ile bir ilgisi yok.


iddia 4’e yanıtım: Hidrolize kollajenin kondrositlerin yani cilt ve eklemlere destek olan molekülleri üreten hücreleri uyarması da ilgili kaynaklarda yine aminoasitler üzerinden açıklanmaktadır. Yani bu faydalar vücuda giren glisin, prolin, hidroksiprolin ve arginin aminoasitleri sayesinde olmaktadır. Bu aminoasitlerin hiç biri esansiyel değil, yani insanda da sentezlenebilir. Bu aminoasitlerin eksik olması, illa da hayvansal kaynaklardan almamız gerektiğini göstermiyor.


Soruya yanıtım: Evet, eğer yeterince dengeli ve protein ve vitamin yönünden zengin besleniyorsanız dışarıdan kollajen dahil herhangi bir takviye almanıza gerek yok (D ve B12 vit hariç). Ama “kollajen konusunda yeterli özeni gösteremiyorsanız hidrolize kollajen almanızda zarar değil aksine oldukça fayda var” demek için veriler ikna edici değil. Zira hayvanlardan laboratuvar ortamında elde edilen aminoasitlerin, cilt, eklem ve kemiklere iyi geldiğini düşündüren çalışmalar veya ilerde bunu kanıt düzeyi yüksek bir şekilde gösteren çalışmalar olsa da, hayvan kaynaklı aminoasitlerin diğer doku ve organlar üzerindeki etkilerini gösteren çalışmaların da çıkmasını beklemek isterim. Yani bir dokunuza kısa bir süre zarfında iyi gelen bir ürün uzun vadede başka bir organ veya dokunuzda hasara yol açabilir. Bunu düşünme sebebim mevcut çalışmalarda hayvan kemiklerinden hazırlanan gıdalarda ağır metallere rastlanıyor olması. Gerçi bir gün bu ağır metalleri içermediğini gösteren sertifikalar çıkmaya başlayabilir. O zaman da şu soruyu şimdi veya en başta sormak yerinde olacaktır: Bitkilerden de alınabilecek bu aminoasitler için hem hayvanlara hem gezegene zarar veren hayvancılığa gerçekten ihtiyaç var mı?

Bazıları bana da yeni bilgiler ışığında videodaki iddialarımı tekrar gözden geçirmem gerekirse; 1-2-3-4-6-7 ve 8 numaralı iddialarım hala geçerlidir. 5 numaralı iddia için belki şöyle bir değişiklik yapabilirim:


💡 Tencerede kaynatılan veya doğal yollarla elde edilen kemik suyu; kemik, cilt ve eklemlere iyi gelmez, ama hayvanlardan laboratuvar ortamında elde edilen bazı aminoasitler, bu aminoasitleri eksik insanlarda ilgili işlevlerde kilit rol oynayabilir.

Bu arada hatırlatmakta fayda görüyorum; insan bir hayvandır ve hayvanların insanlık için “tıbbi” olarak kullanımının benzerliğimiz üzerinden fayda sağladığı düşünülmektedir. Yani eksiği yerine koymak gibi... Oysa iyileştirici, düzeltici ve onarıcı olan ilaçlar bitkilerden yapılır. Bu da hayvan ve bitkilerle olan ilişkimizin özeti gibidir.


Ek not: 3 numaralı kaynakta kollajenin etkinliğini göstermek için kullanılan kollajenler ölmüş insan uzuvlarından elde edilmiş. Bu da hem kollajenin insanlarda da üretilebildiğini hem de kollajenlerini almaya çalıştığımız hayvanlarla anatomik ve fizyolojik olarak ne kadar benzer olduğumuzu hatırlamak açısından önemli.

627 görüntüleme0 yorum