VEGAN HİKAYEM

Ben de çoğu vegan gibi doğuştan vegan değilim. Her ne kadar bir günde karar verip vegan olmuş olsam da beni veganlığa götüren süreç daha eskilere dayanıyor. Yakın zamana kadar, hikayemin, 2015'te Çin'deki Yulin Festivali'ni sosyal medyada protesto eden arkadaşlarımın, başka bir kültüre sahip insanların kendilerinin değer verdiği bir canlı türünü öldürüp yemelerini protesto etmelerini iki yüzlü bulmamla başladığını sanıyordum. Oysa beni bu konuda ilk olarak en çok etkileyen izlediğim "The Cove" (Koy) isimli belgesel olmuştu. Belgeseli izleme sebebim ilk olarak "En iyi belgesel" Oscar'ını almış olmasıydı. İzlemeye başlayınca sizi hemen etkisi altına alıyor ve sonuna kadar tek nefeste izliyorsunuz. "The Cove" size yunuslarla ilgili her şeyi yanlış bildiğinizi, bu konudaki her şeyin yanlış ve yanlı gösterildiğini öğretiyor. Zaten vegan uyanış da tam olarak kanıksanmış bilgilerin aslında yanlış olduklarını anlamakla başlıyor. Belgeseli izledikten sonra çok etkilenmiş ve bu konuda bir şeyler yapmam gerektiğini düşünmeme sebep olmuştu. Ama beslenmemden vazgeçeceğim o gün aklımın ucundan bile geçmemişti.

Maalesef köpeklerle, inek tavuk ve balıkların arasında bir fark olmadığını anlamam belgeselden sonra 5 yılımı almış. Facebook'ta yaptığım bir paylaşımımın altınaki yorumlarda bir arkadaşım Gary Yourofsky'nin meşhur bir videosunu paylaşmıştı. O videoyu izlediğimde "Koy" belgeselinden kat be kat daha çok etkilenmiştim. Günlerce hayvan yemek için (sözde) geçerli sebepler bularak kendimi ikna etmeye çalışmıştım. Bu günden sonra, ilerde bir gün vejetaryen olabileceğimi düşünür olmuştum.​

Video, hayvancılık sektöründe hayvanların uğradığı zulümle ilgili çarpıcı görüntüler içeriyordu. Bu videodan yaklaşık 2 yıl sonra vegan olduğumda, keşke sağlık açısından da bildiklerimi bana daha önce söyleyen biri olsa diye hayıflanmıştım. Halbuki aynı videoyu vegan olduktan sonra tekra izlediğimde, Gary Yourofsky'nin beni vegan yapan sebeplerin çoğunu söylediğini fark ettim. Bu da bana şunu öğretti ki, vegan olmanız için gerekli olan şey bir veya bir kaç bilgi değil; bu bir süreç. Beyniniz ve vücudunuz hazır olduğunda zaten oluyorsunuz. Ama bu sürecin uzunluğu, o zaman zarfında denk geldiklerinizle çok ilgili.

Youtube, algoritması gereği, merak edip araştırdığınız konularla ilgili belli bir düzende size zaman içinde öneriler sunuyor. Gary Yourofsky'nin videosundan sonra belli aralıklarla benzer konularda bir çok video izledim. Videodan 6 ay sonra Erin Janus isimli, kısa süreliğine Youtube üzerinde aktivist videolar yükleyip sonra ortadan kaybolan bir kızın "Dairy is Scary" videosuna denk geldim ve ondan da çok etkilendim. Video şu sıralar Los Angeles'ta billboardlara konu olmasıyla yeniden gündemde.

Bu videoyu paylaşırken altında vejetaryenliğe doğru bir adım daha attığımı yazmışım. O sıralar belli ki "veganlık" kavramına tam hakim değilim. Videoda süt ve yumurta endüstrisinin ne kadar acımasız olduğu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmesine rağmen, ben sadece vejetaryen olabilme ihtimalim üzerinde durmuşum... Ufak adımlar diyelim...

 

Veganlıkla doğrudan bir ilgisi olmasa da 2016'nın başlarında "Ekşi Mayalı Ekmek"le tanışmamız; ekşi mayalı, katkısız, gerçek ekmeğin bizde bir tutku olmasına sebep oldu. Ekşi Maya yaratma sürecimizi ve başarabilirsek yapacağımız ekmekleri paylaşmak üzere; adını, gerçek ekmeği yapmak için yetecek temel malzemelerden alan "unsutuz" instagram hesabımızı ve internet sitemizi açtık. İlk mayamızı yaşatıp ekmeklerimizi yaptıktan sonra bir ekşi maya ve ekmek yaratma maceramızı da videoya çekip youtube hesabımızda yayınladık.

 

Gerçek ekmek kavramının da beslenmemizden katkı maddelerinin ve sağlıksız ürünlerin çıkmasında etkili olduğunu düşünüyorum. Bugün instagram hesabımızda sadece ekşi mayalı ekmek paylaşımlarımızı değil, vegan lezzetlere ve vegan lezzet duraklarına da yer veriyoruz. Ayrıca her zaman bir vegana gelen en çok soru olan, "Peki ne yiyorsunuz" sorusuna 3 öğün için de örneklerle cevap vermiş oluyoruz.

Ekşi mayalı ekmek, daha doğrusu Chad Robertson'ın tanımladığı "Tartine" ekmeğini yapmak o kadar zamanımızı alıyordu ki, tahminimce dikkatimi dağıtarak veganlığa giden yolumu uzatmıştı.

Youtube algoritması karşıma veganlıkla ilgili daha çok video çıkarmaya başlamıştı, bir yandan videoları izliyor, bir yandan da vegan olmamın imkansız olduğunu düşünerek kendimi rahatlatıyordum(!) Benim için bir milat diyebileceğim 23 Nisan'dan sadece günler önce vegan tişörtü giymiş bir baba oğulla dalga geçtiğimi, evde et yemeği değil de sebze yemeği olduğu için hayıflandığımı hatırlıyorum, daha doğrusu zaten unutturmuyorlar.

22 Nisan 2017 Cumartesi sabahı, ameliyatsız bir günde, hastanedeki odamda yine Youtube izlerken denk geldiğim Dr. Michael Greger'ın "Nutrition Facts" isimli hesabında yayınladığı videoları arka arkaya izlemeye başlayınca beynimdeki perde bir anda kalktı ve et yemenin bir insanın kendi için yapabileceği en kötü şey olduğuna karar verdim. Bu, "insanların etçil içgüdülere sahip olmadığını" ve "gerçek etçillerin ne kadar doymuş yağ yerse yesin kalp krizi geçirmeyeceklerini" öğrendikten hemen sonra oldu.

Nerdeyse hiç sebze yemeyen ve sürekli hayvansal gıdalarla beslenen biri olarak çok yanlış bir yolda olduğumu anladım. Zarardan hızlıca dönmeye karar verdim çünkü vücutta oluşan hasarların, ona, onun için dizayn edilmiş gıdaları verdiğinde gerilediğini öğrendim. Daha önce insan etçil mi otçul mu türünden videolar izlemiştim ama Dr. Michael Greger'ın anlatımı, bilgilerini somut verilere dayandırması, saatlerce izlediğim videolarda "vegan" kelimesini bir kez bile kullanmamış olması ve/veya tüm bu yılların birikimi sonrası bardağın taşması sonucu hastanede öğlen yemeğine giderken eşime vegan olacağımla ilgili bir mesaj attım. Hastane yemekhanesinde o öğlen ne vardı hatırlamıyorum ama içinde hayvansal ürün olanları yememiştim. Sonra eve gittiğimde kafamda tek bir soru işareti vardı: "Peynir?" Peynirsiz nasıl yapacaktım. Eve gidip Youtube'u açtığımda bu sefer de Dr. Neal Barnard imdadıma yetişti. O zaman "Cheese Trap" (Peynir Tuzağı) isimli kitabı henüz Türkçe'ye çevrilmemişti ama kitapta bahsettiklerinden bir kısmını anlattığı uzun bir sunumu vardı. Duyduklarım süt ürünlerini de bırakmama yetmişti. Daha önce işin etik boyutu beni çok etkilemiş olmasına rağmen hayvansal gıdalardan vazgeçmeme yetmemişti. Ama hayvanların, insanların besini olmadığını anladığımda; hem neden sağlığımıza zarar verdiklerini hem de bir hayvanın bir insan tarafından öldürülmesine ve sömürülmesine tahammül edemediğimi anladım. Onlar bizim bu dünyayı paylaştığımız canlılardı. İlk hafta, hayvansal ürün olmadan dayanıp dayanamayacağımı bilemediğimden, yediklerimi içeren bir günlük tutmaya başladım. 10 gün sonunda bunu başarabileceğimize karar verdik ve yakın çevremize duyurmaya başladık.

Hayat boyu sebze yememiş biri olarak, yakın çevremi vegan olduğuma inandıramadım bile. Tabi "Neden" ve "Nasıl" sorularının da ardı arkası kesilmiyordu. Ben de hem tüm soruları bir seferde yanıtlayabilmek hem de keşfettiğim benim için bu yeni bilgileri ulaşabildiğim herkesin öğrenebilmesi adına bir sunum hazırlayıp, sunumun sesli ekran kaydını alıp youtube'a koydum. 1 saati aşan sunumu kimse izlemez diye biraz hızlandırarak 45 dakikaya düşürdüm. Veganlığımın 3. ayında tanıdığım bir kaç vegan kişiye videoyu gönderdim. Bu video da veganlığımı yakın çevremin ötesine resmen duyurmuş olmam anlamına geliyordu.

Youtube'un hacmini düşününce bir kum tanesi etkisi yapmış olabilir ama benim sosyal medya hesaplarımda bir hareketlilik başlamıştı. Vegan bir doktor olarak, diğer branşlarda vegan doktorlar olup olmadığını merak ediyordum. O an buna ayıracak zamanım yoktu ama Facebook'ta "Vegan Doktorlar" diye bir grup kurdum, belki biri gelirse tanışmış oluruz diye. Videodan aylar sonra, grubun; hemşireler, diyetisyenler, psikologlar ve fizyoterapistlerle genişlemesiyle ismi tüm üyeleri kapsamıyor diye "Vegan Sağlık Profesyonelleri" olarak değiştirdim. Hızlı bir çevrimiçi kaynaşma sonrası bir kaç kez buluştuk tanıştık, çeşitli projeler hayal ettik. Bunlardan sadece Youtube için video çekme projesi gerçekleşebildi. Aslında 3-4 kişi gönüllü olmuştu ama pratikte iki kişi bile yan yana gelemiyordu ve internet üzerinden böyle bir iş birliği yapmak zor olduğundan ben tek başıma "Vegan Sağlık Profesyonelleri" ismiyle videolar yayınlamaya başladım. İlk zamanlar haftada 3-4 video çekip düzenli olarak 2 video yayınlıyordum. İlk yayınladığım "Hayvansal Beslenmenin İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri" videosundaki bilgileri detaylıca daha kısa süreli videolarda derlemeye başladım. Her hafta yeni şeyler öğreniyordum. Vegan olduğum güne göre bildiklerim katlanarak artıyordu.

Tahminimce, çektiğim videolar ve doktor olmam sebebiyle, Türkiye Vegan Derneği'nin düzenlediği Dünya Vegan Günü etkinliğinde konuşmak üzere davet aldım. Zaten videoyu, etkinliğe gelecek herkes izlemiştir diye farklı bir sunum hazırladım. Sunum tahmin ettiğimden çok ilgi aldı ve sunum sonrası etkinlik alanındaki standları bile gezemeden, sorulara yanıt vererek etkinlik bitti.

Dünya Vegan Günü etkinliğinde ve sonrasında bilinirliğimiz arttı ama VSP grubu buluşmaz görüşmez oldu. Ben kişisel olarak Youtube'da video yapmaya, diğer sosyal medya hesaplarımda paylaşımlar yapmaya, davet geldikçe radyo programlarına katılmaya ve isteyene röportaj vermeye devam ediyorum. Ayrıca vegan yaşamanın ne kadar kolay olduğunu ve ne kadar kolay sürdürülebileceğini anlatan kolayvegan.com ile vegan hamilelik ve çocuk büyütmenin mümkün olduğunu anlatan veganbebek.com isimli web sitelerini hazırladım.

Suat Erus, Eylül 2018 (Güncelleme Ağustos 2019)

© suaterus.com 2004-2019

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon